MEVSİM GEÇİŞLERİNDE MİGREN ATAKLARI ARTABİLİR
SAĞLIKMigren, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen en yaygın nörolojik hastalık. Türkiye’de ise her yüz kişiden 16 ila 21’i migren hastası.
Baş ağrısı, çoğunlukla migren sanılarak geleneksel yöntemlerle tedavi etme yoluna gidilen karmaşık bir durum. Mevsim geçişlerinde görülme sıklığı artan migrenle karıştırılan baş ağrılarının yanlış tedavi edilmesi, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi doğru tedaviyi de geciktiriyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni diğer baş ağrılarından ayıran belirtileri ve atakların sıklığını azaltmaya yönelik tedavi seçeneklerini anlattı. İlaç tedavilerinin yanı sıra sinir blokajı gibi girişimsel yöntemlerin de uygun hastalarda değerlendirilebildiğini belirten Prof. Dr. Gül, doğru tanının tedavinin ilk adımı olduğuna dikkat çekti.
Baş ağrısı, günlük yaşamı sekteye uğratan en yaygın sağlık sorunlarından biri. Ancak her baş ağrısını migren olarak değerlendirmek doğru değil. Ağrının süresi, şiddeti, karakteri ve beraberinde görülen belirtiler, doğru tanıya ulaşmada önemli ipuçları veriyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migrenin yalnızca baş ağrısından ibaret olmadığını vurgulayarak tanı ve tedavi sürecinde kişiye özel yaklaşımın önemine işaret ediyor.
MİGRENİ ELE VEREN 7 BELİRTİ
Migren, tekrarlayan ataklarla seyreden nörolojik bir hastalık. Erişkinlerde migren atakları genellikle 4 ila 72 saat sürüyor. Ağrı çoğunlukla başın bir tarafında hissedilse de iki taraflı da görülebiliyor. Zonklayıcı karakterdeki ağrı, orta veya şiddetli düzeye ulaşarak günlük aktiviteleri zorlaştırabiliyor.
Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni düşündüren başlıca belirtileri şöyle sıralıyor:
Uzun süren ağrı: Baş ağrısının 4 ila 72 saat devam etmesi.
Tek taraflı ağrı: Ağrının başın bir bölümünde yoğunlaşması.
Zonklama: Ağrının nabız atışı gibi hissedilmesi.
Şiddetli yakınmalar: Ağrının günlük yaşamı ve rutin işleri aksatması.
Hareketle artış: Yürümek, merdiven çıkmak veya eğilip kalkmak gibi aktivitelerle ağrının şiddetlenmesi.
Bulantı ve kusma: Baş ağrısına mide bulantısı veya kusmanın eşlik etmesi.
Işık ve ses hassasiyeti: Aydınlık ortamların, yüksek seslerin ve bazen kokuların rahatsızlık vermesi.
Bu belirtilerin bir arada bulunması migren olasılığını artırabilir. Ancak kesin tanı, kişinin öyküsü ve nörolojik değerlendirmesi doğrultusunda hekim tarafından konulmalıdır. Migren ataklarını arttıran yiyeceklerin başında ise Çikolata, alkol, mayalı gıdalar, paketli işlenmiş ürünler, deniz ürünleri, işlenmiş et grubu ve turunçgiller geliyor. Migren denildiğinde akla gelen belirtilerden biri de aura. Ancak migren hastalarının büyük çoğunluğunda aura görülmüyor. Aura yaşayan kişilerde ise baş ağrısından önce veya atakla ilişkili olarak geçici görme bozuklukları, uyuşma ya da konuşma güçlüğü gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabiliyor. Aura belirtileri genellikle 5 ila 60 dakika sürüyor. Bununla birlikte, ilk kez ortaya çıkan ani görme veya konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük ya da alışılmışın dışındaki nörolojik belirtiler yalnızca migrene bağlanmamalı; acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.
15 GÜNDEN FAZLA SÜREN BAŞ AĞRISIN DİKKAT!
Prof. Dr. Gül; “baş ağrısının sıklaşması, hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkisini artırabiliyor. Üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşanması ve bu günlerin en az 8'inde migren özelliklerinin bulunması, kronik migren açısından değerlendirme gerektiriyor.Bu nedenle baş ağrısının ne sıklıkta yaşandığını, ne kadar sürdüğünü ve hangi belirtilerle birlikte ortaya çıktığını takip etmek, tanı ve tedavi planlamasına yardımcı olabiliyor.”
MİGREN TEDAVİSİNDE TEK SEÇENEK İLAÇ DEĞİL
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül; Migren tedavisinde amaç yalnızca mevcut atağı hafifletmek değil, atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak kişinin yaşam kalitesini yükseltmek. Bu doğrultuda atak tedavilerinin yanı sıra, gerekli görülen hastalarda koruyucu tedaviler de uygulanabiliyor. Koruyucu ilaçlar arasında beta blokerler, bazı antidepresanlar, antiepileptik ilaçlar ve diğer ilaç grupları bulunuyor. Tedavi seçimi; atakların sıklığına, eşlik eden hastalıklara, kullanılan ilaçlara ve kişinin ihtiyaçlarına göre belirleniyor. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı veya farklı seçeneklerin değerlendirilmesinin gerektiği durumlarda ise botulinum toksin uygulamaları ve çeşitli sinir blokajı yöntemleri gündeme gelebiliyor.”
Migren tedavisinde kullanılan girişimsel yöntemlerden ikisi, Büyük Oksipital Sinir (GON) blokajı ve Sfenopalatin Ganglion (SPG) blokajı.
GON blokajı, başın arka bölümündeki büyük oksipital sinir çevresine lokal anestezik uygulanmasıyla gerçekleştiriliyor. Amaç, ağrı iletimini ve sinirin ağrıya katkısını azaltmak. İşlem genellikle kısa sürüyor ve uygun hastalar sonrasında günlük yaşamlarına dönebiliyor. Etkinin süresi kişiden kişiye değişebiliyor; bazı hastalarda tekrarlayan uygulamalar gerekebiliyor.
SPG blokajı ise burun içinden özel uygulama araçlarıyla sfenopalatin ganglion bölgesine ulaşılması ve bu bölgeye lokal anestezik verilmesi esasına dayanıyor. Özellikle bazı baş ağrısı ve yüz ağrısı tablolarında değerlendirilebilen bu yöntem, uygun hastalarda ağrının hafifletilmesine yardımcı olabiliyor.
Her iki yöntemde de uygulama kararı; baş ağrısının türüne, hastanın klinik özelliklerine ve daha önceki tedavilere verdiği yanıta göre veriliyor. İşlem sonrası geçici uyuşukluk, hassasiyet veya burun içi uygulamalarda hafif kanama gibi yan etkiler görülebiliyor. Bu nedenle yöntemlerin, uygun hastalarda deneyimli hekimler tarafından uygulanması önem taşıyor.
BAŞ AĞRISI KADER DEĞİL
Migren, kişinin iş yaşamından sosyal ilişkilerine kadar pek çok alanı etkileyebiliyor. Ancak doğru tanı ve kişiye uygun tedavi planıyla atakların kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin artırılması mümkün olabiliyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül'ün dikkat çektiği temel nokta, her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi ve tedavinin doğru tanıyla başlaması. Sık tekrarlayan, günlük yaşamı etkileyen veya karakter değiştiren baş ağrılarında nöroloji uzmanına başvurmak, uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi açısından önem taşıyor.
İlginizi Çekebilir